29 Ocak 2012 Pazar

Beklenen Pazar...

Kar,Çay ve Mozart la en keyifli Pazar günümü mü yaşıyorum ne?
Herşey Aydınlanmış olabilir mi?
28 yaşımın son demlerinde kendini çözmeye başlamışlık mümkün müdür?
Al işte bir sürü soru yine!
Devam dinlemeye,dinlenmeye...


11 Aralık 2011 Pazar

Melankoli kadındır

' Her hayalin,her durumun ,her duygunun geçici ve bitimli olduğunu ve her şeyin arkasında bir başka şeyin daha gizlendiğini kavramak benim için düşünülebilecek şeylerin en melankoliği ve aynı zamanda en avutucusu.'


  demiş Dörthe Binkert  'Melankoli kadındır' kitabında.
  Okuduğum satırlarla; ilk kez, o kapıyı açmıyorum.
  Uzun zamandır sessizce köşesine çekilmiş inatçılığımı sırtlıyorum ;zaptolmaz melankolim  , geride durup avunuşum(n)u seyrediyor bu defa.

Okumaktan ziyade dinlemek fiilini kullanmak istediğim bir kitap.Binkert sandalyesini aldı,karşıma geçti; durumdan beni de haberdar etti.

Şöyle diyor bir yerde;
 '' Melankoli,sonsuzluk ve bitimlilik ,sınırlılık ve sınırsızlık arasındaki çelişkiden gelişir.......Melankolik ruh durumunda duygu ve düşünceler gelişebilir,ama aynı zamanda netleşebilir de''



Kulağıma çoktandır fısıldanan; net ol! geziniyor yine korteksin sağından soluna.
Nasılsa;mücadele edebiliyorum o sesle.
Hala gidiş yolu puan(m)ından dem vuruyorum...

3 Aralık 2011 Cumartesi

Kronik!


Deniz

Uzun uzun bir yağmuru okudum,
Uzun ıslığını taşıdım rüzgârın,
Uzak bir kıyıya mektup yolladım.
Döndüm, derinde dövdüm kendimi.
Duydum, kırıldı içimde tuz sesi
Bir derine ağladım.

(Keder saldı içime bir denizden bir midye,
Taşı gördüm ağırlık indi dilime)

Engin de kendinden uzağı özlermiş
Ufuk bir şey değilmiş bana, gördüm.
Hayal kıvamıymış aşk,
Gülün kokusunu bademin neşesini
istedim.

Ah bilemedim de nasıl geniştim,
Koşup kapaklanayım bir kucak istedim.


'E haydi bakalım o zaman 'diyebilmek herşeye rağmen...


21 Kasım 2011 Pazartesi

'Chevrolet 57'

'Herşeyi yaparım' nidası dursa mı artsa mı bilemedim ben şimdi.
Zira az önce ;babam  yarın onu arabamla bırakabilir miyim diye sordu.


İki yıl önce bir babam bir kardeşimden yediğim azarlardan usanmadan ve dahi onlara kızıp tek başıma trafiğe  çıkarak öğrendim direksiyon başında olmayı.Gidiş hala süper;park etmek sorun o ayrı.
Yavaş ısındım ben bu işe.Ama iyi ısındım.

Neyse efendim; konu o değil de ben yarın babama al sen kullan diyeceğim yine galiba.
Eveleyip gevelemeye gerek yok.
Geçen sefer neyi bahane ettim hatırlamıyorum ;bir şekilde oturttum oraya.
Yarın mümkün olmayacak zannederim.
Az önce 'bak baba öyle karışmak yok' uyarımı yaptım.Tutamam ki çenecağızımı; kalsın sabit.
Uyuyayım uyanayım geçsin...
Komik bir günaydın bekliyor  beni yarın,telaşsız olsun ,rica ediyorum.

Yazının başlığı? Dedemin meşhur arabası...

E haydi bakalım dedi yine!

16 Kasım 2011 Çarşamba

'' Fantazi kaçış edebiyatıdır ve tam da bu yüzden muhteşemdir''

der Tolkien...
Onca yoğunluğun,yorgunluğun,sessizliğin ardından eve gelip Ursula K.Le Guin le en öteye  kaçma isteğimin yegane açıklamasıdır.



Başucu kitabım olarak 'Biz ' i görmek ;  acaba haksızlık mı ediyorum Le Guin e diye düşündürürdü ara ara.

Neyse ki 'Kadınlar,Rüyalar ,Ejderhalar' okundu.Ursula nın tam bir Zamyatin hayranı olduğu keşfedildi.Yüreğime serin serin sular serpildi.

Kitaptaki ,Çocuk ve Gölge ile Balıkçının Kadınları yazılarını defalarca okuyacağımı  biliyorum.
Ama ' Kahramanımız X.,boş vakitlerinde öyküler yazan bir matematik öğretmenidir....' cümlesiyle başlayan Bir Natüralist Roman Taslağı -kırksekiz yıl önce yazılmış olması da cabası- hala adlandıramadığım bir karıncalanmayla dolmama ve hatta donmama sebep oldu.

Zira şimdilerde yazamasam da; Bu büyük melankolimin, burukluğumun ve geveze hayalgücümün dalgaları kıyıya varmak için yükselip hırçınlaşmakta diyorum içerdekine.
Dışarıdaki çoktan bir karikatür karakteri oldu bile.

E haydi bakalım mı?

31 Ekim 2011 Pazartesi

GASEYAN...

Çok mutsuzum.Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar mutsuz olduğumu hatırlamıyorum.
Demek ki doğru işi seçmişim.Ama neden durup dururken bıraktım.Ne oldu bana.Nasıl bir efsuna yakalandım!Babamı dinlemedim;ondan oldu!

Yardım yardım!
Duvarlar çoktan yıkıldı.Sadece nefes alabiliyorum.Çatkalardan bakıyorum dışarıya.Gün ışığı çarpıyor yüzüme;kıskanıyorum ...

27 Ekim 2011 Perşembe

Serebral Korteks!

Çıkmaz sokak!
Konuşmak yok!
Öğrencilerim yok!
Analitik geometri yok!-en kötüsü benim için-
Boşluk çok!
Boş !
Serebral korteksin ince ince  kayboluşu!
Neyse ki  'haydi bakalım o  zaman ! '...


23 Ekim 2011 Pazar

Bir Maskenin İtirafları

Yukio Mişima dan aldığımız destekle bir itirafta bulunalım haydi!


Delik deşik olurken süratle ;süveyda gittikçe büyümekte...


Aslında
hazin bir öyküdür bu
anlatmaya yakışmaz sesiniz
yanımdaki bütün sandalyeler boş,
alabilirsiniz.
Oturunuz.
…bolerokuşlarlaleliihvan
birden, gaseyan…gaseyan…gaseyan.
…sonra sarışın kadınlar esmer olup
balkonlara çıktılar
ben terk ettim beyaz çerçeveli bir fotoğrafı
ve dönmedim bir daha.
Resmim,
zayıf yüzlü, gülümsemeye yakın neredeyse
hastane penceresine dayalı
ahşap ve toz kokan bir gecede çekilmişti.
Gaseyan…
yıllar sonra kente çıktım
örümcek ağlarının, paslanmış kapıların ardından
kente çıktım,
yıllardır sallanan bir sandalyenin ardından
tozlar içinden,
uzaklara ve karalara yazıldığım mektuplardan
beyaz çerçeveli bir fotoğraftan,
gaseyan.
Burkuldum ve ağladım
kırmızı bir danstı her şey, oynadım.
tenim ve ellerim yoktu
kimse görmedi.

demiş Birhan Keskin ne de olsa...
E haydi bakalım dedi yine...